12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden tam tamına 41 yıl geçti. Üzerine birçok kitaplar, şiirler ve benzeri birçok şey yazıldı. Bir darbe bir ülkeyi yıllarca geriye götürüyor. Gerginleşen 12 Eylül öncesi ortamı hazırlayıp darbeye zemin hazırlayanlar darbenin gelmesine zemin hazırladı. Aslında burada siyasetçilere de görevler düşüyordu. Gerginleşen ortamı ve birbirine öfke ile bakan toplulukları söylemleri ve barışçıl adımları ile söndürebilirlerdi. Gerçi bunun ötesinde başka kişilerin de parmağı vardır.
60 darbesi
öncesi dönemin siyasetçileri seçim yapsaydı belki darbe yapamayacaktı. 60
darbesi 80 darbesine de zemin hazırladı. Asker kendini her zaman siyasetin
içine soktu. Ya da sokulması istendi. Görünen perdenin arkasında başka şeyler
yatıyordu. 12 Eylül’e giden süreç yaklaşık 4 ay sürdü. Kod adı "Bayrak Harekatı"
olarak belirlenen darbe planının uygulanması için ordu komutanlarına 11 Temmuz
saat 04.00'te harekete geçilmesi emri verildi.
O zaman Eski
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in hükümetinin Meclis’te güven oyu alması ile
darbe bir süre ertelendi. Tarihler 12 Eylül'ü gösterdiğinde Türkiye'yi
karanlığa götüren plan, aynı isimle sabaha karşı uygulandı.
Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin
Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri
Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat
Celasun'dan oluşan darbeci Milli Güvenlik Konseyi, bütün yetkileri ele aldı.
İşkenceler,
idamlar… Akla hafızaya sığmayacak birçok şey yapıldı. Birçok genç heba oldu
gitti. 9 Ekim 1980’de sol görüşlü Necdet Adalı ile ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu
idam edildi.
Darbe
öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen 17
yaşındaki Erdal Eren'e idam cezası verildi. Erdal Eren’in yaşı uygun olmamasına
rağmen yaşı büyütüldü. Hatta Kenan Evren bu genç fidan için ‘Asmayalım da
besleyelim” ifadesini kullanarak gerçek yüzünü gösterdi. Ankara Ulucanlar Cezaevi
meşhurdur. Sağ ve sol kesimden bir çok kişi orada yatmıştır. Bugün müzeye çevrilen
Ankara Ulucanlar Cezaevi’ni gezince geçmişte neler yaşandığını o insanların bu
acılara nasıl dayandığını göreceksiniz.
Darbeyi
hazırlayanlar Anayasaya ‘asla yargılanmayacaklar’ diye bir madde ekleyerek referanduma
soktular. Kendilerinin dokunulmaması için yaptıkları şey yıllar sonra 2010
yılında yapılan referandumla önü açıldı.
Ve yıllar sonra yargılandılar… Siyasetçiler yaptıklarını iyi düşünmeli
kitleleri kendileri için ateşe atmamalılar. Ve hatta Türk gençliği sorgulayıcı olmalı.
Aynı düşünceyi paylaştıkları partileri tarafından neler yaşanıp bittiğini dair
sorgulayıcı olmaları gerekir.
Unutmayın siz olmazsanız siyasi partiler bir
şey yapamaz. Kendi geleceğinizi, çocuklarınızın geleceğini birkaç kuruşa
satmayın.
Siyasi partilerin
sizin enerjini çalmasına izin vermeyin. Ama bu demek değil ki susup ir kenara
geçip oturun, işinize bakın. Tabi ki parti içir uğraşabilirsiniz ama bol
okuyun, ufkunuzu değiştirin. Mesela Türkiye’de
değişmeyen bir gelenek var. Yıllarca aynı liderler siyaset sahnesinde. Bazı
batılı ülkelere bakıyoruz yaşları çok genç olan başbakanlar var. Bir de bize
bakın, tabi ki tecrübe her zamlan önemli ama gelecek kuşağı anlamayan siyasetçi
dolu her taraf.
Zamanında
yazılım çağının kaçırıp inşaat sektörü ile ülkenin gelişmesini sağladık. Bir
süre bu çok iyi gitti ama sonda balon gibi patladı. Çünkü bir üretim yok.
İnşaat malzemesi üretmiyoruz doğru düzgün, dışardan aldığımızla inşaat
yapıyoruz. Zamanın ABD Başkanı Obama Türkiye’ye geldiğinde gençlere yazılım
dünyasına atılmasını öğütlemişti. Ortamını hazırlayan siyasetçilerimiz olmadığı
için bir çok genç beyin ülkesini terk etmeye bir çoğu da başka işlerle
uğraşmaya ya da yazılım şirketlerine girip çalışmaya başladı. Düşünün Her
ülkenin bir markası dünyada duyulan bir markası var ama Türkiye’nin dünyada
gösterilen bir markası hala yok. Şu an
siyasetçiler Z kuşağına ulaşmaya çalışıyor ama 80’lerden kalma siyasi aılla bu
olmaz
Umarım, Türk
gençliği istediği çağa kavuşur
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum Kuralları
1.Yapılan Yorumlar İncelenip Değerlendirilecektir Gerekirse Yasal İşlem Uygulanacaktır.
2.Herhangi Bir Ağır Söz Ve Küfüre Maruz Kalındığında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 e Göre Cezalandırılacağı Dikkate Alınması dahilinde işlem yapılacaktır.