Şu koskoca dünyada
bir hayat var ömür diye geçirdiğimiz. Sizce nedir bu nasıl geçirmeliyiz?
Nelerin peşinde harcıyoruz bu ömrümüzü,
kafamızda bir sürü sorular. Yaş ilerledikçe mi anlıyoruz bu hayatı siz de bu
metni okurken bir sorgulayın kendinizi. Çevremde
birçok yaş grubundan insanlar var kısaca gözlemlerimi onlarla olan sohbetlerimi
size aktarayım:
Küçük yaşlarda
tek derdimiz oyunlardı veya okul okuyorsak derslerimizde buna eklenebilir. Aslında
her şey o küçük yaşlardaki hayallerle başlıyor tabi bunu gerçekleştirmek veya
gerçekleştirememek vardır. Mesela bir meslek seçersiniz olmak için hani derler
ya küçükken ne olmak istersin gibi işte o vakitler aklımıza yer eder bazı şeyler
ama araya hayat girer küçük yaşlarda bunu idrak edemeyiz ilkokul ve orta okulda
ne olduğunu anlamaz dediğim gibi tek
derdimiz ders ve ödev olurdu işte asıl ayrım noktası lisedir. Farklı okullardan gelen insanlar 8 yıldır tanıdığın
arkadaşlar gider yerini bir başka sınıf arkadaşları doldurur.
Eğer seçimlerin
iyi olmazsa işte ayağının biraz kaydığı
yer diyebiliriz. Çünkü bu süreye kadar ailemizin seçtiği kişilerle konuşur
onlarla zaman geçirirdik ama şimdi lise hem arkadaş seçme hem yeni bir süreç
diyebiliriz. Çevren kötü ise alkol ve sigara gibi birçok şeylere alışkanlığın
olabiliyor mesela okul kırmak gibi ne
kadar yararsız ne kadar faydamıza
olmayacak ne varsa yapmak isteriz. Yine hayatı anlamaz halk tabiriyle toz pembe
görürüz ailemiz her şeyimizi karşılar ve bizden sadece okulumuzu okumamızı beklerler tabi çok iyi
bir arkadaş çevreniz yoksa küçükken
kurduğunuz olmak istediğiniz meslek içinde bir çalışma iradeniz yok oluyor.
Her neyse bu
süreç yani dört yıl öyle böyle geçiyor asıl hayat lise bitikten sonra başlıyor.
Kimisi birinin yanında çalışıyor mesleğini öğreniyor kimisi üniversite ortamını
görmek için birkaç yılını heba ediyor
kimisi istediği yeri kazanmak için mezuna da kalsa oturup ders çalışıyor. Aslında
bu lise zamanı dersler yanında kişisel gelişim, kendini yönlendirme ,kısacası
irade eğitimi verilmelidir ki ne yapacağını, hayattan beklentisinin ne olduğunu
en önemli kendini tanımayı öğrenmeli ki sonra bu kişinin hayata atılmasını
bekleyin. Böylelikle kişinin yaşı ilerlediği zaman ne istediğini bilen oluyor
ama iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Tabi bazı
istisnalar oluyor iyi bir öğretmene denk gelmek gibi ya da iyi bir arkadaşa denk gelmek gibi tek bunu
okul hayatı ile kısıtlayamayız insanlarla olan ilişkilerimizde de yaşıyoruz
daha kendimizi tanımadan karşı taraf bu bir ilişki ya da arkadaş olabilir onun hayatına benzetmeye çalışıyoruz ya da
karşı taraftan sebepsiz çevreden gördüğümüz
beklentileri görmek istiyoruz ve olumsuzluklarla karşılaşıyoruz. Kendini
hayata karşı geliştiren, ne istediğini bilen, kendine dair bir duruşu olan
birisi buna göre hareket ederek hayatına da karşısındaki insana da nasıl
davranacağını bilir ve genellikle insan ilişkilerinde başarılı olur. Yani şunu anlatmak istiyorum
hayata geç kaldıktan sonra hayatı anlıyoruz
ve başa dönemiyoruz her şey küçüklükten
geliyor.
Çevrenizdeki
küçük kim varsa fikirlerini ,görüşlerini küçümsemeyin kendisini ifade edebilsin
belki bir düşüncesi hayatının değişimi
olacaktır. Her ne olursa olsun bazen geç
kalmış sayılmayız unutmayın gelişmenin önündeki engel hayata hep aynı
pencereden bakmaktır.
Yazar:
Kendini 20’li yaşlarda fark eden bir genç

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum Kuralları
1.Yapılan Yorumlar İncelenip Değerlendirilecektir Gerekirse Yasal İşlem Uygulanacaktır.
2.Herhangi Bir Ağır Söz Ve Küfüre Maruz Kalındığında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 125 e Göre Cezalandırılacağı Dikkate Alınması dahilinde işlem yapılacaktır.